Basından özetler - 28.06.2012
İstanbul Ecz.Od.Haberleri
Perşembe, 28 Haziran 2012 16:23

SGK biyometrik kimlik doğrulamaya geçiyor (HÜRRİYET, 28 Haziran 2012)

SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK) "avuç içi damar okuma" olarak bilinen biyometrik kimlik doğrulama sistemine geçerken, başkasının kimliği ile tedavi usulsüzlüğüne hem para hem hapis cezası geldi. Kendi adına başkasının sağlık hizmeti almasını sağlayan kişiden tedavi ücretinin iki katı kanuni faiziyle tahsil edilecek; haklarında SGK'yı zarara uğratmaktan suç duyurusunda bulunulacak.

SGK belirleyecek
Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde değişiklik yapan yeni tebliğ 22 Haziran tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. 1 Temmuz'dan itibaren yılsonuna kadar kademeli olarak tüm ülkede "Avuç içi damar izi kimlik doğrulama sistemi"ne geçilecek. Yeni uygulama şöyle:

Avuç içi doğrulama
Sağlık kurum ve kuruluşları, müracaat aşamasında, acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra, "nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya Kurum sağlık kartı belgelerinden" biri ile kimlik tespiti ve biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulaması yapacak. Kimlik tespiti veya avuç içi okuma yöntemiyle kimlik doğrulaması zorunlu hale geldi. Kimlik tespiti, biyometrik kayıt işlemi veya biyometrik kimlik doğrulama işlemini usulüne uygun yapmayan ve bu nedenle bir başka kişiye sağlık hizmeti sunulması nedeniyle SGK'nın zarara uğramasına sebebiyet veren kuruluştan ödenen tutar geri alınacak.

Suç duyurusu
Kişilerin kendi adına bir başkasının sağlık hizmeti almasını sağlaması yasaklandı. SGK'dan haksız menfaat temini de yaptırıma bağlanırken, bu fiilleri işleyenlerden Kurumun uğradığı zararın iki katı kanuni faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilecek. Bu kişiler hakkında TCK hükümleri doğrultusunda suç duyurusunda bulunulacak. Hastaların hastanelere müracaatı sırasında ilk biyometrik verinin Kurum veri tabanına kayıt işlemi hastanelerce yapılacak. Hastane ve sağlık sunucuları, ilk biyometrik verinin Kurum veri tabanına kayıt işleminde hastalardan beyan ve taahhüt belgesi almak zorunda olacak.

Eczacılardan e-reçete erteleme talebi
TÜRK Eczacıları Birliği (TEB) 1 Temmuz'da başlaması öngörülen elektronik reçete uygulamasının sistemdeki bazı sorunların hâlâ çözülememesi nedeniyle ertelenmesini istedi. TEB Genel Sekreteri Harun Kızılay, SGK yılsonuna kadar e-reçetenin yanında yazılı reçetelerle de ilaç alınabilmesi önerisini götürdüklerini bildirdi. Kızılay, şöyle devam etti: "Sorunların başında doktorların kullandığı yazılımların güncel olmaması geliyor. Hekimler reçeteleri sisteme girerken sorun yaşayabilir. Ayrıca çoğu hekim e-reçete ile ilgili yeterli bilgiye sahip değil. Eskiden ilaç dozlarmı yazmamaları sorun değildi ama şimdi mutlaka bunu belirtmesi gerekiyor. Bunun yanında Medula sistemindeki ilaçların barkodları güncel değil. Yani piyasada olmayan ilaçlar da Medula sisteminde yer alıyor." ANKARA

 

 

 

 

 

Doktorun reçetesi eczacının ekranında (TAKVİM, 28 Haziran 2012)

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, en kısa sürede e-reçete sistemini başlatacaklarını müjdeledi. Türkiye Toplantılarına katılan Çelik, sosyal güvenlikte bütün sistemin elektronik ortama alınacağını belirterek, "1 Temmuz'da e-reçete başlayacak" dedi. E-reçete dönemiyle birlikte hem eczanelerin hem de hastaların rahatlayacağını anlatan Çelik, şunları kaydetti: "E-reçete ile size yazılan reçete İstanbul'da bütün eczanelere düşecek. Eczaneye gidiyorsunuz, kimlik numaranızı girince reçete karşısına çıkıyor. Eczacı-doktor, sektör ilişkisini ortadan kaldırmaya dönük bir proje. Öte yandan, her yıl 360 milyon ilaç faturası kesiliyor. Bu fişleri koyacak yer kalmıyor. Bunun için böyle önemli projeler devam edecek."


 

 

 

 

Eczacılardan “e-reçete ertelensin” önerisi (HÜRRİYET ANKARA, 27 Haziran 2012)

TÜRK Eczacıları Birliği (TEB), 1 Temmuz'da başlaması öngörülen elektronik reçete uygulamasının sistemdeki bazı sorunların hala çözülememesi nedeniyle ertelenmesini istiyor. TEB Genel Sekreteri Harun Kızılay, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK), yılsonuna kadar e-reçetenin yanında yazılı reçetelerle de ilaç alınabilmesi önerisini götürdüklerini bildirdi. Kızılay, TEB ile SGK arasında serbest eczanelerden hizmet alımına ilişkin protokolde e-reçete ile ilgili hüküm yer almadığını belirterek, bu protokolün yeni uygulamayı da içerecek şekilde revize edilmesi için yürütülen çalışmalarda son aşamaya gelindiğini söyledi.


 

 

 

 

Yerli ilaç firmaları teker teker satılıyor (HÜRRİYET, 24 Haziran 2012)

ABDİ İbrahim CEO'su Candan Karabağlı, kur farkının ödenmemesinin ve SGK'nın ilaç fiyatlarını indirmesinin ilaç sektörünü zor durumda bıraktığını belirterek, "Son 10 yılda 10'a yakın Türk ilaç firması yabancıların eline geçti. Şu anda teker teker gitmekte olduğumuz yol bu. Türkiye çok önemli bir pazar ve yabancı firmalar Türk şirketlerini satın alarak, ileride finansman ederim diye bakıyor" dedi.
İLAÇ sektörünün önde gelen şirketlerinden Abdi İbrahim İlaç Sanayi CEO'su Candan Karabağlı, ilaç sektöründe son dönemde sıkça yaşanan yabancılara satışı fiyatlardaki indirim politikasına bağladı. Sektörün mağdur vaziyette olduğunu vurgulayan Karabağlı, "Yazılmış çizilmiş kurallar vardı. Euro kuru, 1.90-1.95'te sabitlenmişti. Şimdi kur 2.30-2.35'te seyrediyor. İndirimler de ortada. Bıçak kemiğe dayandı. Firmalar teker teker satılıyor. En son Mustafa Nevzat gitti" diye konuştu.
ABD'nin, Boston kentinde düzenlenen Uluslararası Biyoteknoloji Fuarı'nda (Biotech) sorularımızı yanıtlayan Karabağlı, ilaç fiyatları konusunda büyük bir sıkıntı olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Geçen yıl yüzde 25-30 civarında bir kur artışı oldu. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) kendi koyduğu kurala göre bu kur farkını vermesi gerekiyordu. Maalesef SGK bu kur farkını vermedi ve bu ilaç sanayinde çok ciddi bir soruna yol açtı. Kendi koyduğu kuralı uygulamamak doğru değil. Kur düşseydi bu uygulanacaktı, kur arttığı zaman da uygulanmalı. Sanayiye sadece kurdan 1.5-2 milyar dolarlık yük geldi. Bu farkın kesinlikle verilmesi gerekiyor."

En ucuz ülkeden biri
İlaç fiyatlarının dünya ortalamasının altında seyrettiğini, Avrupa'nın da çok altında kaldığını belirten Karabağlı, şunu söyledi: "2009 yılının sonunda yüzde 20 civarında, 2010'un ve 2011'in sonunda yüzde 10 civarında bir indirim yapıldı. Artık bıçak kemiğe dayandı. Yerli firmalar teker teker şirketlerini satmaya başladılar. Böyle olunca yerli sanayinin gelişmesine çok ciddi bir fırsat bırakmamış oluyoruz. Şu anda fiyatlar dünya ortalamasının çok altında. İlaçta dünyada en ucuz ülkelerden biri haline geldik."

Yabancı bekleyebiliyor
Sektörde karlılığın tek haneli rakamlara gerilediğine dikkat çeken Karabağlı, bahsettiği tabloya rağmen yabancıların niye Türkiye'ye gelmek istediğini ise şu sözlerle açıkladı: "Sermaye güçleri var. ‘Bir gün kurallar değişecek' diye bekleyebilecek durumdalar. Türkiye çok önemli bir pazar. Türkiye'nin demografik yapısına bakıldığında yüzde 60'ı 30 yaşın altında ve büyüyen bir nüfus var. Bu nüfus yaşlanacak. Ortalama yaşam süresi 73'e çıktı. Bu süre daha da uzayacak. Değişen yaşam tarzına bağlı olarak bir takım kronik hastalıklar artacak. Dolayısıyla Türkiye'yi çok dinamik ve büyüyecek bir pazar olarak görüyorlar."

15 yılda piyasada
Bir ilaca yatırım kararı alındığında orjinalde 10 yıl, jenerikte 3-4 yıl sonra piyasaya sürülebildiğini söyleyen Karabağlı, şöyle konuştu: "Orjinal ilaca 800 milyon dolarla 1.5 milyar dolar arasında yatırım yapıyorsunuz ve 15 yıl sonra ilacınız piyasaya çıkıyor. Yatırımcı olarak büyük risk alıyorsunuz. 20 yıllık bir patent süresi veriliyor, bu sürede bu ilaçtan yatırımınızı geri almaya çalışıyorsunuz. Devlet ilaca baktığında bu yatırım kısmını görmek istemiyor."

Kısa listeyle 30 görüşme
BOSTON'da düzenlenen Biotech'te stand açan Abdi İbrahim'in yoğun ilgi gördüğünü söyleyen CEO Candan Karabağlı, "Yoğun görüşme talabi geldi. Sektörü dünyada iyi takip ettiğimiz için kısa liste oluşturduk ve görüşeceğimiz firma sayısını 30'a indirdik" dedi.

Yerli şirketlerin finansman şansı yok
TÜRKİYE'nin, Çin, Hindistan, Güney Kore, Meksika gibi büyüme potansiyeline sahip pazarlar içerisinde değerlendirildiğini belirten Candan Karabağlı, "Onun için yabancı firmalar Türk şirketlerini satın alarak, ilerde olaylar düzeldiği zaman bunu finansman ederim diye bakıyor. Ancak yerli şirketlerin böyle bir finansman şansı yok" diye konuştu.

Teknoloji transferine katkısı yok
ABDİ İbrahim olarak kendilerinin uluslararası piyasalara açılmaya çalıştıklarını bildiren Candan Karabağlı, bunun da yatırım, sermaye ve uzun soluklu bir bakış açısı getirdiğini belirtti. Karabağlı, sektöre yönelik satın almaların cari açığa olumlu katkı sağlayabileceğini, ancak Türkiye'ye teknoloji transferine yönelik bir katkısı olmayacağını savundu. "Bunun bir teknoloji transferi olmadığını bilmekte fayda var" diyen Karabağlı, bu satın almaların Türkiye pazarına ve civardaki pazarı elde etmeye yönelik bir çalışma olduğunu söyledi.

Liderliğin devamı için biyoteknolojide olmak şart
SEKTÖR lideri olduklarını hatırlatan Candan Karabağlı, "Ama liderliğe devam etmek için biyoteknolojiye girmek zorundayız" dedi. Biyoteknolojik ilaçların mevcut pazar büyüklüğünün 240 milyar dolar olduğunu söyleyen Karabağlı, Türkiye'nin patent mevzuatını geç geliştirdiği için gelecek 10 yılda önemli bir pazara dönüşeceğini söyledi. Karabağlı, "10 yıl içinde patent süreleri sona erdiğinde çok büyük bir fırsat doğacak" diye konuştu.

ABD'ye biyolog yetiştirmişiz
ABDİ İbrahim Ar-Ge Direktörü Ferhat Farşi, Türkiye'de firmaların biyoteknolojiye ilgisi arttıkça ABD'de bu alanda çalışan Türklerde de iş başvuruları geldiğini anlattı. "Biz de çok iş başvurusu alıyoruz" diyen Farşi, "Tersine bir beyin göçü söz konusu. Eskiden Türkiye'de akademik alandan başka bir yerde iş bulamıyorlardı. Son 15-20 yılda biyolog ve mikrobiyologları ABD'de yetiştirmişiz" dedi.

 


 

 

 

 

Kiralık diplomayla açılan eczanelere ‘dedektif’li denetim (ZAMAN, 23 Haziran 2012)

Sağlık Bakanlığı'nın, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde dedektifleri bile kıskandıracak şekilde yaptığı denetimlerde 31 eczaneden 17'sinin kiralık diplomayla (muvazaalı) çalıştığı ortaya çıktı. Müfettişler, denetimlerde Şanlıurfa'ya uçuş kayıtlarından, eczacıların başka illerde yaptığı ilaç alımlarına kadar pek çok bilgiyi inceledi. Sağlık Bakanlığı, yeni 'Eczacılık Yasası' ile cezaları artırılan muvazaalı eczanelere (diploması kiralık eczaneler) karşı mücadele başlattı. İlk aşamada Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde yapılan incelemelerde 31 eczanenin 17'sinin muvazaalı olduğu belirlendi ve ruhsatları iptal edildi. Müfettişler, eczanelerin gerçek sahiplerinin eczacı olmadığını ispat için teknolojinin her türlü imkânlarını kullandı. Bir dedektif hassasiyeti ile çalışan müfettişler, önce İl Sağlık Müdürlüğü'nün son 3 yılda eczanelere yaptığı denetleme günlerini çıkardı. Eczaneler denetlenirken ismi geçen eczacıların yerlerinde olmadığı ama 24 saat içinde gelip imza attığı görüldü.
Müfettişler bunun üzerine o tarihlerde Şanlıurfa'ya yapılan uçuşları da mercek altına aldı. İlgili eczacıların tamamına yakınının 24 saat içinde uçakla şehre gelip geri gittikleri tespit edildi. Ayrıca birçok eczacının aynı tarihlerde başka illerde kendi eczanelerinin dışında ilaç alım kayıtlarına ulaşıldı. Tüm bu delillerden sonra eczanelerin ruhsatları iptal edildi. İncelemeler il genelinde devam ederken ilerleyen dönemlerde tüm Türkiye'ye yayılacak. İncelemelerde mevcut deliller yetersiz kalırsa GSM sinyallerinden banka ve kredi kayıtlarına kadar birçok veri de değerlendirilecek.
Müfettişler topladıkları tüm belgeleri ve delilleri Sağlık İl Müdürlüğü'ne, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) ve Türk EczacılarI Birliği'ne (TEB) gönderdi. Cumhuriyet savcılığına da suç duyurusunda bulundu. Türkiye'de toplam 24 bin 311 eczane bulunuyor. Geçtiğimiz ay yürürlüğe giren yeni 'Eczacılık Yasası'yla, durumu belirsiz olan muvazaalı eczanelere ilk kez açık ceza hükmü getirildi. Bu durumda eczane açıldığının tespiti hâlinde, ruhsat iptal ediliyor ve diploması kullanılan eczacıya meslekten 5 yıl süreyle men cezası veriliyor. Diğer yandan SGK, bu işlere giren eczacılarla 5 yıl sözleşme imzalamayacak. SGK ayrıca tespit edilen muvazaalı eczanelerden geriye dönük tüm yaptığı ödemeleri tahsil ediyor.
TEB: MÜCADELE GÜZEL, BİZE DE YETKİ VERİLSİN
Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay uygulamanın önemli olduğuna, denetimlerin daha da artırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu konuda Türk Eczacıları Birliği Yasası'nda değişiklik yapılıp, kendilerine de 'muvazaalı' eczanelerle mücadele için daha çok yetki verilmesi gerektiğini belirten Kızılay, "Bakanlık müfettişleri özverili çalışıyor. Fakat sayı olarak yetersizler. Tam etkin mücadele için bize de yetki verilmeli. Biz kurumlardan bir belge istediğimizde 'ticari sır' diye verilmiyor. Sıkıntı yaşıyoruz. Yasal düzenleme yapılırsa daha etkili mücadele ederiz. Çünkü bu eczaneler sağlık işi yapmıyor. Esas sahipleri bunu ticaret olarak görüyor." şeklinde konuştu.

 



Bilgi-KENT Bilgisayar

 Bugünün Tarihi: 18.07.2019 - Perşembe
©2019 - Bilgi-KENT Bilgisayar - Tüm Hakları Saklıdır.