Basından özetler - 27.04.2012
İstanbul Ecz.Od.Haberleri
Cuma, 27 Nisan 2012 14:42

Eczacılara puan geliyor (YENİ ASYA, 27 Nisan 2012)

MECLİSTEKİ KOMİSYONDA GÖRÜŞÜLEN ECZACILAR VE ECZANELER HAKKINDAKİ KANUN'LA İLGİLİ BİLGİ VEREN TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ MERKEZ HEYETİ ÜYESİ ECZACI AHMET ÖZÇAVUŞOĞLU, ECZACILAR İÇİN PUANLAMA SİSTEMİ GETİRİLECEĞİNİ SÖYLEDİ.

 

TÜRK Eczacıları Birliği Merkez Heyeti Üyesi Eczacı Ahmet Özçavuşoğlu, eczacılar için puanlama sistemini geliştirdiklerini söyledi. Eski eczacıların devir ve nakil haklarını kullandıktan sonra yeni kanun hükümlerine tabi olacaklarını belirten Özçavuşoğlu, eski eczacıların eczanesini devredip başka yerde eczane açması durumunda eczacı hizmet puanlarının yarıya düşeceğini ifade etti. Özçavuşoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülen 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunu hakkında bilgiler verdi. Türkiye'de 24 bin 500 eczane bulunduğunu ifade eden Özçavuşoğlu, Türkiye'de eczacı eksikliğine rağmen eczane enflasyonu yaşandığını belirtti. Hazırlanan kanun tasarısında modern eczane tanıtımını yaptıklarını kaydeden Özçavuşoğlu, kanunun TBMM'den geçmesi halinde 3 bin 500 kişiye bir eczane uygulamasına geçileceğinin altını çizdi. Özçavuşoğlu, "Eczacının hizmet puanı diye formül ürettik. Eczacılara puan verilecek. Eczacılar, devrettiklerinde puanları yarıya düşecek. Yarıya düşürülmesindeki amaç yüksek puana sahip eski eczacıların bu puanları sayesinde sürekli eczane açabilecek ve bu açtıkları eczaneleri yeni mezun genç meslektaşlarımıza yüksek değerden devredecek böylelikle etik dışı bir uygulamanın yolunun açılmasını engellemiş olduk. Eski eczacılar, bir devir ve bir de nakil hakkını kullandıktan sonra kanun hükümlerine tabi olacak. İlçelerde eczane açmak için eczacı hizmet puanı ve 3 bin 500 kişi sınırı olacak" şeklinde konuştu.

 

BİTKİSEL İLAÇLAR DA ECZANELERDE SATILACAK
SON zamanlarda televizyonlarda sıkça gösterilen bitkisel ürünlerin kontrolsüz bir biçimde satılması üzerine Sağlık Bakanlığı ve Türk Eczacıları Birliği, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un bazı maddelerinde yapılacak düzenleme ile geleneksel bitkisel tıbbî ürünlerin sadece eczanelerden satılabilmesi için çalışma başlattı. Özçavuşoğlu, yeni kanunla birlikte televizyonlarda sıkça rastlanan bitkisel ürünlerle ilgili bir düzenlemeye de gidileceğini ifade ederek, bu tür ürünlerin eczanelerden satılmaya başlanacağını açıkladı. Özçavuşoğlu, "Kanun taslağında eczanelerde hangi ürün satılabilir hangi ürünler eczane dışında satılamaz bunun sınırlarını çizdik. Sağlık Bakanlığı'nın bizzat ruhsat ve izin verdiği ürünler sadece eczane satılır şekline tanımlama yaptık. Geleneksel bitkisel tıbbî ürünler dediğimiz, internet yoluyla, televizyon aracılığıyla bilinçsiz kullanıldığında halkın sağlığını tehdit eden ürünlerin sadece eczanelerde satılması için madde konuldu. Kanun tasarısında eczacıların yanı sıra toplumun sağlığı ile ilgili kaygılar ön planda tutuldu" dedi. Kayseri / Cihan


 

 

 

 

Türkiye ilaçsız kalma tehlikesi ile karşı karşıya (AYDINLIK, 27 Nisan 2012)

Türk ilaç devi Mustafa Nevzat'ı ABD'li Amgen'in almasının yankıları sürüyor. İstanbul Eczacı Odası Başkanı Semih Güngör, "Yabancılar piyasaya hakim oldukça, ilaç bulma sıkıntısı başlayabilir. Çünkü onlar kârlı olmayan ilacı üretmezler" uyarısında bulunurken Abdi İbrahim'in sahibi Nezih Barut da yerli firmaların yabancılara devrinin sakıncalı olduğunu söyledi

ERKAN CAN ÇAKIROĞLU

 

İstanbul Eczacı Odası Başkanı Semih Güngör, ilaç sanayisi içinde yabancının payının giderek artmasının çok tehlikeli olduğunu belirterek Türkiye'de vatandaşın ilaç bulamama sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Önceki gün ABD'li ilaç devi Amgen, Türkiye'nin en köklü firması Mustafa Nevzat İlaç Sanayi AŞ.'yi 700 milyon dolara satın almıştı. Satışın yankıları ise hala devam ediyor. Konuyla ilgili Aydınlık'a açıklamalar yapan İstanbul Eczacı Odası Başkanı Semih Güngör ilaç sanayisinde yabancıların payının giderek arttığını, sektörün yarısının yabancıların eline geçtiğini ifade etti. Güngör "Dört bir yanı gerilimle çevrilmiş bir ülkede yerleşik bir sanayinin en temel direklerinin ortadan kalkması, ilaca ulaşamama endişemizi artırıyor. Uluslararası tekeller hastalar açısından büyük kayıp olur. Yabancı kâr edemeyeceği ürünün üretimini durdurur. Yerli firmalar bizim için bir güvenceydi. Onlarda yok oluyor" dedi.

 

Bu şartlarda yerliler, yabancılarla rekabet edemez
Mustafa Nevzat'ın kâr eden bir firma olduğunu, ürünlerinin çok fazla tüketildiğini de vurgulayan Güngör, iskonto artışlarının ve fiyat düşüşlerinin devam edeceği beklentisiyle şirketin satıldığını düşündüğünü belirterek sözlerine şöyle devam etti: "İlaç alımlarının yüzde 85'ini SGK yapıyor. AKP'nin iktidara gelmesinden bu yana ilaç alımlarında yüzde 80'lik fiyat düşüşü oldu. İlaç alımlarındaki tasarruf tedbirlerinden hekimler, eczacılar ve sanayiciler büyük zarar gördüler. SGK firmalardan ayrıca iskonto talebinde de bulunuyor. Özellikle yerliler bu özel iskontolardan çok etkilendiler. Çünkü bu iskontoları firmalar cebinden ödüyor. Uluslararası tekeller ile rekabet etmek onlar için zorlaşıyor."

 

Milliyet, gelen milyon dolarların derdinde
Türkiye'nin en köklü ilaç firmalarından biri olan Mustafa Nevzat'ın satılması, üreticilerden eczacılara kadar çok geniş bir kesimde, "Acaba yabancılar ilaç firmalarını almaya devam edecek mi", "ilaç bulmak zorlaşacak mı" endişelerine sebep olurken holding medyasının önde gelen gazetesi Milliyet, haberi "ilaç gibi geldi" başlığıyla verdi. Gazete dünkü sayısında verdiği haberde söz konusu firmanın neden satıldığına ve yerli firmaların sıkıntılarına değinmezken, Türkiye'de bilimin yabancıların kontrolüne geçmesi konusunda ise oralı bile olmadı. Milliyet için, varsa yoksa tek kalemde gelen 700 milyon dolardı, ilaç gibi hayati bir konuda, eczacılar, doktorlar, yerli firmalar önemli uyarılarda bulunurken Milliyet "Tek kalemde 700 milyon dolar Türkiye'de" diye yazmıştı. Eğer uzmanlar uyarılarında haklı çıkar da, gelen 700 milyon dolar, 70 milyon yurttaşın sağlığıyla oynamaya başlarsa Milliyet o zaman ne başlık atacak? Merakla bekliyoruz...


 

 

 

 

İlaç gibi geliyorlar (VATAN, 27 Nisan 2012)

MUSTAFA NEVZAT'I ALAN ABD'Lİ AMGEN'İ ÜNLÜ ALMAN FİRMASI BAYER İZLEYEBİLİR
Son 13 yılda 2 milyar dolara yakın satın alma yapan yabancı ilaç firmalarına bir yenisi daha ekleniyor. ABD'li Amgen'in 700 milyon dolara Mustafa Nevzat'ı satın almasından sonra Alman Bayer'in de büyük bir alımla bu furyaya katılması bekleniyor. Bayer'in satın alma için birkaç milyar dolar ayırdığı belirtiliyor.


Amgen Mustafa Nevzat'ı neden satın aldı?

 

BATILI ilaç firmaları sanayinin ağırlık merkezinin yön değiştirdiğini ve büyümek için yeniden konumlanmaları gerektiğinin farkında. Bu ülkelerde talep hızla artarken, ucuz jenerik ilaçlar önem kazanıyor. Amgen'in Mustafa Nevzat ilaç şirketini 700 milyon dolara satın almasının ardındaki mantık da bu. Çünkü Mustafa Nevzat, Amgen'in pek çok ilacı gibi genellikle hastanelerde kullanılan enjeksiyon ilaçlarının jeneriklerini imal ediyor.

Fırsatçılara tepki var


Geçmişte çok büyük birleşmeler yapan kuruluşlar, inovasyonun zayıfladığını farketti. Dünyanın en büyük ilaç üreticisi olan Pfizer bu nedenle bölünme yoluna gidiyor. Pfizer bebek maması birimini, 11.85 milyar dolara Nestle'ye sattı. Hayvan sağlığı birimini de elden çıkaracak. İlaç sanayiinde yöneticilerin sergilediği fırsatçı yaklaşımlar, satın almak istedikleri şirketlerde ciddi dirençle karşılaşabiliyor. GlaxoSmithKline'ın biyoteknoloji ortağı Human Genome Sciences için yaptığı 2.6 milyar dolarlık teklif geçen hafta reddedildi. Roche ise 6.8 milyar dolarlık teklifinin, lllumina hissedarlarınca reddedilmesi üzerine satın alma girişiminden vazgeçti.


Frankfurt - Alman ilaç ve plastik üreticisi Bayer'in sağlık alanında gücünü artırmak için birkaç milyar dolarlık bir satın almaya hazırlandığı belirtildi. Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklardan biri, "önemli bir açıklama her an gelebilir" dedi. Bayer'in de aralarında bulunduğu ilaç sektörünün büyük şirketleri, sektör tarihinin en geniş çaplı patent tükenmesi sorunuyla karşı karşıya bulunuyor. Büyük şirketler münhasır ilaç üretmelerine olanak sağlayan patentlerinin sona ermesiyle birlikte büyüyebilmek için sata almalara yöneliyor. Gelişmekte olan ülkelerin büyüyen ilaç pazarları, kendi iç piyasalarında ürettikleri bazı önemli ilaçlarda ruhsatların sona erme tarihi yaklaşan Amgen gibi üreticiler için cazip bir seçenek oluyor.


ABD'li ilaç şirketi Amgen'in, Türk ilaç şirketi Mustafa Nevzat'ı 700 milyon dolara satın almak üzere anlaşma sağladığı önceki gün açıklanmıştı. Amgen, bu alımla Türkiye'deki ve bölgedeki varlığını önemli ölçüde büyüteceğini açıkladı. Alman Bayer de, satın alma fırsatlarını değerlendirebilmek için son dönemde bankalardaki finansman seçeneklerini gözden geçiren bir çalışma yapmıştı. Şirketin CEO'su Marijn Dekkers Mart ayında yaptığı bir açıklamada, "Bizimle benzer büyüklükteki bütün şirketler satın alma fırsatlarını kolluyor. Rekabetçi konumda kalabilmek için bunu yapmak şart" demişti.

 

Her an açıklanabilir
Dekkers, Bayer'in satın alma girişimlerinin sağlık ve genetiği değiştirilmiş tohumluk alanlarında yapılacağını ve biyoteknoloji, tıbbi cihazlar ve reçetesiz satılan ilaç alanlarına odaklanabileceğini söylemişti. Sektörde Dekkers'in 148 yıllık Bayer şirketini hangi yöne götüreceği merak ediliyor. Bir kaynak, "Dekkers bir şeyler yapmak için çok hevesli, birkaç gün içinde bazı şeyler olabilir" dedi. Şirket birinci çeyrek sonuçlarını bugün açıklayacak.

 

Pak Grup 700 milyon doları ne yapacak?
2 BİN 700 çalışanı 750 milyon dolar cirosu olan Pak Grup, dünyanın en büyük biyoteknoloji şirketi Amgen'in Mustafa Nevzat'ı satın alma sürecinin Rekabet Kurumu'nun onayından sonra kesinleşeceğini belirtti. Grup'tan yapılan açıklamada "Amgen tüm dünyadaki önde gelen pazarlarda hastaların yenilikçi ilaçlara erişimini sağlamakta kararlıdır. Amgen, Türkiye'den ilaç ihracatını artıracak ve biyo ilaç sektörü için bölgesel merkez olma konumunu güçlendirecektir" denildi. Açıklamada satıştan gelecek para ile Pak Grup'un maya, ekmek ve katkı maddeleri ile karton işine odaklanacağı vurgulandı.

 

Fako'nun sahibi de ABD'li Watson oldu
ABD'Lİ Watson'ın İsviçreli Actavis'i 4.25 milyar euro karşılığında satın alma görüşmeleri tamamlandı. Actavis 2003 yılında Fako İlaç'ı satın almıştı. Actavis'in satışı ile birlikte dolaylı olarak Fako da ABD'li ilaç devine geçmiş oldu. Yılın son çeyreğinde tamamlanması hedeflenen birleşme işlemlerinin ardından, 2012'de ulaşılacak gelirin 8 milyar dolar olması bekleniyor. Actavis Grubu 40'tan fazla ülkede 1.000'den fazla ürünle faaliyet gösteriyor. Actavis'in geliştirdiği 300 ürün bulunuyor. 2011'de 22 milyar doza ulaşan üretim kapasitesine sahip. 10.000'den fazla çalışanı bulunan Actavis, 2011'de 2.5 milyar euro ciro elde etmişti. Watson'ın Başkanı ve CEO'su Paul M. Bisaro, birleşmeyle birlikte Watson'ın dünyanın 3. büyük eşdeğer ilaç şirketi konumuna ulaşacağını belirtti. Bisaro, tek bir anlaşmayla Watson'ın dünya pazarlarındaki uluslararası erişim ağının ve ticari gücünün yaklaşık iki kat artacağını açıkladı.


 

 

 

 

Parkinson hastaları ilaçsız kalmayacak (SÖZCÜ, 27 Nisan 2012)

Bir süredir 'Sinemet' adlı ilacı eczanelerde bulamayan Parkinson hastaları büyük panik yaşıyor. Ancak hastaların endişelenmemesi gerektiğini belirten Parkinson Hastalığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bülent Elibol, "Sinemet piyasadan çekildi ve artık üretimi yapılmayacak. Sinemet'in muadili olan bir ilaç piyasada mevcut. Bugüne dek Sinemet kullanan hastalar, onun yerine doktorlarına danışıp, alternatif ilacı kullanabilir. Konuyla ilgili parkinsondernegi.com adresinden bilgi edinilebilir" dedi.


 

 

 

 

Bazı ilaçları eczaneler değil ‘çantacılar’ satıyor (HABERTÜRK, 26 Nisan 2012)

İlaç Takip Sistemi, karaborsa ve sahte ilaçların piyasada satılmasını engelleyemedi. Vatandaş, kaçak ilaca 3-4 misli para ödemekle kalmıyor, ne olduğunu bilmediği ilacı kullanmak zorunda kalıyor

Şükran ÖZÇAKMAK/AHT

 

TÜRKİYE'de tüm ilaçlar İlaç Takip Sistemi'yle (İTS) takip edilmesine rağmen, vatandaş için hayati önem taşıyan birtakım ilaçlar piyasada bulunamıyor. Bazı ilaçlar, ithal ilaçların fiyatının düşürülmesi, SGK'nın iskonto uygulaması gibi nedenlerle ithalatçı firmalar tarafından artık getirilmediği için bulunamıyor; kimi ilaçlar da üretici firma hammadde sıkıntısı yaşadığı, ruhsatı iptal edildiği ya da başka bir gerekçe nedeniyle getirilmiyor. Türkiye'de eşdeğeri üretilen ilaçların bazıları ise, ithal ilaç getirilmediği için artan talebi karşılayamıyor.

 

'ÇANTACI' DEVREDE
Hastalar, eczane eczane dolaşarak ilacı bulmaya çalışırken karaborsacının eline düşüyor. Bazı eczaneler, piyasada bulunamayan ilaçları, "çantacı" olarak tabir ettikleri karaborsacıya telefon ederek 3-5 misli fiyatına vatandaşa satıyor. Bazı eczaneler de vatandaşa, "İlacı bulurum ama faturası olmaz, SGK da karşılamaz. Eğer istersen, 3-5 misli fiyatla bulurum, ama polis veya SGK yetkilileri sorarsa benden almadın, ona göre" diyerek koşullu pazarlık yapıp ilacı temin ediyor.

 

SAHTESİ BİLİNMİYOR
Vatandaş ilacı alacak para bulsa bile, sahte olup olmadığını kontrol ettirecek yer bulamıyor. Bazı vatandaşlar, "Sahte olabilir mi" düşüncesiyle doktoruna başvuruyor; ancak doktorlar genellikle "Beni karıştırma" karşılığını veriyor. Ruhsatsız ilaçlar, Türk Eczacılar Birliği aracılığıyla en erken 15 günde getirilirken, ruhsatı olduğu halde Türkiye'de bulunamayan ilaçlar, karaborsadan en az 4-5 kat daha pahalı satılıyor.

 

 



Bilgi-KENT Bilgisayar

 Bugünün Tarihi: 09.12.2019 - Pazartesi
©2019 - Bilgi-KENT Bilgisayar - Tüm Hakları Saklıdır.